HAKKIMIZDA EĞİTİMLERİMİZ DANIŞMANLIK SİMÜLASYONLAR ARŞİV
QUANTUM DÜŞÜNME BİLGİ SEPETİ DERGİMİZ HOBİ KÖŞESİ LİNKLER
   
Kişisel Gelişim
İnsan Ötesi Geleceğimiz
21. Yüzyılda Eğilimler
Aklı Yeniden Kurmak
Görme Biçimleri
Ruhsal Zeka
İş ve Özel Yaşam Dengesi
Teknoloji Geliştirme ve İnovasyon
Bilgi Toplumunda Teknoloji, Şirketler ve Çalışanların Yeni Yapısı
GenetİK
Eğitimde Yeni Yaklaşımlar

AB Yolculuğunda...

Hikayeler

KİŞİSEL GELİŞİM

Prof. Dr. Mehtap Köktürk
Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. İngilizce İşletme Bölümü

Kişisel gelişim kavramı tanımlanması, ölçülmesi ve girdi-çıktı ilişkilerinin tartışılması zor bir kavram. Farklı disiplinlerden bu kavrama bakmak olası ise de, bu çalışmada kısa özetler olarak gelişim bilimcilerin, yönetim bilimcilerin ve deneyimlerle uygulamaların penceresinden bakılarak bir pazarlama yaklaşımı yapılmaktadır. Ayrıca burada kavramın Türkiye’ de olabildiğince farkına varılıp, öne çıkışı ve örgütlerce kabul edilip, gündeme alınışı ve kronolojik olaylarla etkilenişine değinilmeye çalışılmaktadır.

Herkesin yaşantısı kişisel gelişim örnekleri ile dolu ancak, ne zaman, nasıl, nerede kişisel gelişim yaşandığını durup düşünmek pek alışılmış bir davranış değil. Oysa, günlük tutulduğu, geriye dönüp okunduğu zaman bile kişisel gelişim görülebilir, algılanabilir ve yeni davranış biçimleri oluşturulabilir.

Kişisel gelişimi anlatmak çok zor. Zorluğu ölçülebilip ölçülememesinden ve neyin kişisel gelişim olarak kabul edilebileceği kararından kaynaklanıyor. Gelişimin bir kısmı olan biyolojik ve fizyolojik gelişimleri insan yaşamında izlemek, tahlillerle ölçmek, sosyolojik ve psikolojik gelişimleri ölçmeye göre daha somut ve kolay.

Kişisel gelişim: Tanımlanması, ölçülmesi, girdi-çıktı ilişkilerinin tartışılması zor bir kavram, çünkü bütünsel bir yaklaşım yapmak zor. Hep bazı faktörler “cetarus paribus” veya “herşey sabit kalmak koşulu ile söz edilen faktörler/değişkenler incelendiğinde..” diyerek sürüp gidecek bir kavram. Ayrıca kişisel gelişime açılan pencereler çok çeşitli.

“Kişisel gelişim” sonu olmayan, naktası konmayan bir süreçtir. Sürecin yayılımı ise kişiden kişiye, zamandan zamana göre değişir. Biyolojik ve fiziksel gelişimin kendi kuralları ve zamanı varsa da gelişim yine de bireyin katkısı ile olacaktır. Beslenme, spor ve benzeri ile de etkilenecektir.

Kişisel gelişim ancak bireyin kendisinin ihtiyaç hissetmesiyle etkin bir biçimde oluşur. İhtiyaç ya da ihtiyacın yokluğu hissedilen bir durumdur. R. Belle Within’ in tanımıyla gelişim “şuandaki durum ile istenilen durum arasındaki farkla” belirmektedir. Oysa yüzyüze görüşmelere katılanlar, ihtiyaç durumunu kendilerine değil, hep kendi dışındaki kişilere yansıtmışlardır. Bu nedenle deneyimlerimden elde ederek saydığım 11 slogan daha da önem kazanmaktadır. Bunlar:

1. Konumlandır – Yer Belirle
Adres vermek” bir konumlandırmadır. Sofrada yer belirleme, müfredatta sınıflara göre dersler, işletmenin bölümleri konumlandırma gösterir. Konumlandırma başka objelere, yer ve yörelere çeşitlere, tiplere vb. Göre her türlü tanımlama ve karşılaştırma ile yerleştirmedir. Benzer şekilde birisinin ergenlik çağında olması, yetişkinler grubuna konması, motivasyon faktörleri, herhangi bir konuda öncelikler sıralaması aynı olan kişilerin arasında olma da bir çeşit konumlandırmadır. Özelliklerin tanımlanması, gruplama-sınıflama, haritalandırma, konumlandırma için kullanılmaktadır. Sn zamanlarda “harita” kavramı farklı disiplinler tarafından kullanılır olmuştur. Kavram haritaları, beyin haritası, düşüncelerin haritalandırılması, grafik haritalar, analizlerde kullanılan karar ağacı, Markov zinciri, organizasyon şemaları, Johari penceresi gibi araçlar konumlandırma için kullanılmaktadır. Her işletmenin çalışanlarının kartvizitlerinde yazan pozisyon ve görevler de bir çeşit konumlandırmadır.

Bireylerin konumlandırma becerilerini iyileştirmeleri demek, kendi düşünce, tutum ve davranışlarını tanıyabilmeleri, farkında olabilmeleri için bu konumlandırma özelliklerine açıklık kazandırmaları anlamını taşır. Dolayısıyla ayrıştırmaların ve değiştirmelerin yapılmasında analizler için ilk adımlardın birisi konumlandırma olarak sayılabilir. Kavramlar da değişmekte, gelişmekte ve yenilenmektedir. Burada sözü edilen bir zamanlar kavramsallaştırma olarak kullanılan sonra kavram haritaları ve zihin haritaları gibi kavramlara yansıyan aynı düşünce sistemine sahip farklı sözcüklerin oluşmasıdır. Tüm bunlar konumlandırma için kullanılmaktadır. Yine ne kullanılırsa kullanılsın eğitim için sınıflarımda kullandığım “ kendimizi tanıyalım” programları, aynı şekilde 1985-1989 yılları arasında Türkiye Kalkınma Bankası eğitimlerinde üst kademe, yönetici geliştirme için “kendimizi tanıyalım” egzersizleri gelişim anlayışını geliştirmeye yaramıştır. Bugün eğitim programlarında bu tür “tanıma” süreçleri artık yerini almıştır ve konumlandırma olarak kullanılmaktadır. Her disiplinde bu tür düşüncelere rastlamak olasıdır. Örneğin, pazarlamada Pazar bölümlemesi doğrundan bir konumlandırma işlemidir.

2. İğneyle Kuyu Kazmak
Kişisel gelişim iğneyle kuyu kazmaya benzer ancak bir kuyu gibi oluştuğunda emek onu son derece kıymetli kılar. Oya gibi işlenen bu işin değeri büyüktür. İğne ile kuyu kazılırken sabır, hedefin belirli oluşu ve metodun açık olarak anlatılmış olması önemlidir. Gidilen yolun ve çıkarılanın sık sık ölçülmesi gerekir. Bu nedenle kontrol fonksiyonu önem kazanır.

3. Damlaya Damlaya Göl Olur
Büyük küçük her türlü gelişim, beceri kazanma, düşünce sisteminde iyileşme, fizyolojik gelişim birbirine eklenerek sinerji etkisi yaratır, ve bireyin gelişimi sayılır. İnsanlar birşey yapar, yaptıklarının sonucunda düşünceleri gelişir, farklı pencereler açılır, rekabete yol açar ve yeni bir ürün ortaya çıkar. Tekniğin ilerlemesi, bilgi nakli vb. Damlalar olarak birikir. Hiçbir yeni buluş tümüyle bağımsız değildir. Birbirinin üzerine zincirleme gelişimlerden oluşur. Tıpkı damlaya damlaya göl olduğu gibi. Örneğin telgraf, telefon, radyo siyah beyaz ve renkli televizyon, telsiz, gibi teknolojik gelişimler bilgisayar ve uydu gelişimlerine yol açmış, bu gelişim konuları da kişisel gelişime katkıda bulunmuştur. Bu katkılar farklılaşarak “e”ler ortaya çıkmıştır; “e-öğrenim”, “e-ticaret”, “e-pazarlama”...vb. Damlalar küçük, göller büyüktür. Ancak damlaları bu nedenle küçümsememek gerekir. Böylece planlama ve revizyonlar sonucu yeniden planlama fonksiyonu önemli olur.

4. Hedef Belirle – amacın olsun
Bireylerin kendileri için hedef belirlemeleri, amaca göre projeler hazırlamaları ve bunların performans değerlendirmesi için kullanımı bir çeşit eğitim ve kişisel gelişim sağlanmadır. Çünkü böylece birey kendini tanımaktadır. Çok yüksek hedef belirleme durumunda hedefe ulaşılamazsa birey kendi kapasitesini sorgulayacaktır. Performansını düşük hedeflere dayandırması durumunda ise performans ölçülerini kendi kapasitesine göre belirleyememiş olacaktır. Dolayısıyla bu yolla kendini doğru algılamayı, kendine ait vizyonunda ne fazla iyimser ne de fazla kötümser olmayayı öğrenecek ve objektifliğe yaklaşacaktır. Ayrıca başkalarını değerlendirirken acımasız olmamayı öğrenecek veya başkalarını, kendileri için hedef belirlerken anlayacak, başarı ölçüleri koyarken “başkalarını anlama” becerisini geliştirmiş olacaktır. Görüldüğü gibi amaç ve başarı ölçülerinin baştan belirlenmesi önemlidir.

5. Suçlamaktan Kaçın – sorumluluk al
Bu, ilginç bir slogandır. Suçlamak çaresizlerin işidir. Çoğu kez memnun olunmayan konularda ya da isteğe uymayan durumlarda yakınlar, arkadaşlar, devlet, yerleşik kültür, kimi zaman ise bireyin kendisi doğrudan suçlanır. Yaşantıda memnuniyetsizlik durumlarında bireyin çok sık başkalarını suçluyor olması sorumluluk almadığını gösterir. Çok sık kendisini suçluyor olması kötümserliğe, aşağılık komplekslerine ya da atıl kalmaya yol açabilir. Bu durumun sürekli tekrarı bireyi kendi kendini geliştiremeyen bir duruma sokabilir. Burada gelişime adım atabilmek için “NİYET” önemlidir. Olumlu düşünceye yönelme için bireyin kendi başarılarından bazılarının farkına varması gereklidir. Bu nedenle bilimsel düşünce, problem çözme gibi eğitimler yardımcı olarak kullanılabilir. Ayrıca sapma nedenlerinin gerçekçi analizi gelişim sayılır.

6. Düşünceyi Yazıya Aktar
Kişisel gelişimde yazı önemlidir. Çünkü bellek bir kayıt sistemidir. Aynı zamanda resim çizer, görme duyusunu işe katar, zihin bilgisayar gibi çalışsa da kayıt sistemi farklı olarak yaratıcılığı esinlendirir. Bu nedenle raporlar, günlük, yazılı analizler, tutanaklar, gelişime katkıda bulunur, sorgulamayı hızlandırır, kontrol kolaylaşır. Düşünceyi yazıya aktarırken eğitmenlik becerileri de kazanılabilinir. Düşünceyi yazıya aktarmak amacaı ve başarı kriterlerini plan ve uygulamayı açık seçik görmeyi sağlayacağı gibi kontrol sonucu sorumluluğu üstlenmeyi de garantiler.

7. Pilavdan Dönenin Kaşığı Kırılsın
Vazgeçmeme, başladığını bitirme, sonuç alma yukarıda sayılan sloganların devamıdır. Yanlış yapmaktan korkmayıp, suçlamalardan kaçmayıp, sorumluluk alarak amaca uygun olarak kendini takdir etmeyi abartmadan yine kendini sınırlayıp, başkalarını sınırlandırarak sonuca ulaşmak başarının yüzde ellisidir. Diğer yüzde elliyi alınan sonucun kontrolü ve değerlendirmesi ve yeniden kullanımı oluşturur. Sonuca ulaşmadan vazgeçilmesi, korkulması kişisel gelişimin yarım bırakılması anlamını taşır. Kişiler zaman zaman çocuklaşırlar, çocuklaşmayı görmek ve algılamak böylece bilincine varmak önemlidir. Bu durumları bile yazıya aktarmak, kayda geçirmek alışkanlığı sonuca doğru giderken cesaret verici olacaktır. Pilavdan dönme, maymun iştahlı olma, sonuç almayı engelleyeceğinden başarının ilk yüzde ellisi tehlikeye girdiği gibi ikinci yüzde ellisinden de otomatik olarak vazgeçilmiş olacaktır.

8. Yanlış Yapmaktan Korkma
Kişisel gelişim için kullanılan yöntemlerin kimilerinde yazarlar “yanlış yapmaktan korkmayın” ya da Jane Smith ve Steve Morris’ in Mind Map’ inde olduğu gibi “yanlış diye bir şey yoktur” söylemlerini kullanmaktadırlar. Bilimsel düşünce her zaman nokta koymayı değil sorgulamayı gerektirir. Bu nedenle temel söylem “Yanlış nedir ? Yanlış olursa ne olur ? Ne yapılır ?” olmalıdır. Yanlış kimi zaman kurallara, kimi zaman örf ve adetlere uymamak, kimi zaman ise bekleneni yerine getirmemek veya benzeri bir durumdur. Asıl sorun “yanlış yapmak” değil, işi “yapıp-yapmamak”. Öncelikle “yapılmadan” yanlış olup olmadığı anlaşılamaz. Bu nedenle herhangi bir işi yapmaktan korkmayın ya da yapacağınız işin yanlış olacağından korkmayın demek gerekir. İş yapıldıktan sonra analiz edilir ve uygunluğuna karar verilir. Yanlışsa, uygun değilse, düzeltilir, iyileştirilir veya yenilenir, değiştirilir. Dikkat edilmesi gereken ise geçmiş yanlışları kayda geçirmek ve yenilememektir.

Bu slogan için eyleme geçme, düzeltme, iyileştirme, yenileme, değiştirme becerileri kadar planlama, beklentinin farkında olma, analiz ve kontrol becerilerini geliştirmek de önemlidir.
Ancak beraberinde “yapmak” için kendine güven ve eylem sonucu kendini takdir ediş de olmalıdır. Bu duyguları kazandırıcı olan liderlik, koçluk gibi kavramların gelişmesi ve eğitim önem kazanmaktadır.

9. Sınırlayıp Sınırlandır
İnsanlar kendilerini sınırlayıp başkalarını sınırlandırırlar. Bu bilinçli veya bilinçsiz yapılabilir, işyerinde kalifiye eleman dendiğinde her iki işlemi de bilerek doğru zamanda , doğru yerde, doğru ortamda, doğru kişiye karşı kullanlar kastedilmektedir. Ayrıca stresin azaltılması, iş tatmini için bu becerilerin kazanılması önemlidir. (Benim alanım, senin alanın, özerk halkalar, iç çevre/dış çevre, iç benlik/dış benlik kavramlarının bilincine varmak, çalar saat egzersizleri, zaman konmuş her türlü çalışmanın uygulanması zaman yönetimi, e-öğrenim konuları bu sloganı elde etmek için yapılabilecek çalışmalardır. Ayrıca öğrenim ve deneyim eğrileri bilinci burada kullanılabilir.)

10. Kendini Takdir Et – gerçekleştir
Bu doğrultuda anahtar düşünce sözcüklerini Patricia Cleghorn’ un “30 Minutes.... to Boost Your Self Esteem” kitabından seçmekte yarar vardır:

“Kendi değeriniz, kendinize karşı doğru/haklı tutumunuz, doğruları yönetmek, işde iyileştirilmiş ilişkiler için kendini takdir, ihtiyacınızı saptama, amaç belirleme, doğru iş seçimi, kendinize döndürdüğünüz spotlar” gibi konularda eğitim almak, düşünmek, kendi kendini değerlendirme alışkanlıklarını edinebilmek kişisel gelişime katkıda bulunacaktır.

11. Zaman Zaman Çocuklaş
Zaman zaman çocuk olarak birey her seferinde gelişimine yeniden başlar. “Çocuklaşmak soyut bir kavramdır”. Ama kapsamı geniştir. Her devrin, her kültürün çocuksu tutum ve davranışları farklıdır ve dinvmin özelliklerini taşır. Çocuklaşmanın ortak özellikleri de vardır. Her çocuklaşma yeni bir gelişime kapı açar. Bunun için çocuklarla oynama, çocuk filmleri izleme, oyunlar oynama, çocuklarla sohbet ve çocuk hikayeleri okuma, çocuk hikayeleri yazma yararlı olacaktır. Eğitimlerde çocuk oyunları sahneleme, rol yapma, yarışmalar, iş ile ilgili ve iş dışı konularda münazaralar yardımcı olabilir. Böylesi olayların insan kaynakları bölümünde çalışanlara kazandıracağı özellikler, bakmak-görmek-algılamak pencerelerinin açılarını genişletmek olacaktır. Ortaklaşa katılınacak bu tür eğitimler yöneticilerin yeni işe alınacak veya işte çalışan genç insanların yerine kendilerini koymalarını sağlar, çağdaşlığın, dönemin neresinde olunduğunu, yükselen değerlerin hangisinde bulunduklarını fark ederek kendilerini ve başkalarını konumlandırmalarına yardımcı olur. Böylece her çoücuklaşma yeni bir “yaşam boyu gelişim”in yeniden başlaması gibidir. Hoşgörüyü de beraberinde getirir. Çünkü benim çocuklaşmam ne denli gerekli ise başkaları da o denli aynı hakka sahip olacaktır. Ayrıca çocuklaşmanın getireceği espri, alanı ne olursa olsun yaşamı zevkli kılacaktır.

Görüldüğü gibi kişisel gelişim kavramının ve ihtiyacının farkına varılması, belirlenmesi istenen özelliklerin seçilmesi, bunun için çalışılması ve elde edilmesi, elde ederken özendirmeler, farklılaştırmalar, farklılıklara göre talebi tatmin etmeye çalışan eğitim programları vb. İşlemler kişisel gelişim kavramının pazarlama modeli olarak içzilmesini haklı çıkarmaktadır. Kavram bilinmeli, istenmeli, tercih edilmeli, fiili satın alma gerçekleşmeli ve satın alma sonrasında ölçlerek sonuç değerlendirilmelidir. Bu sürecin her aşamasında pazarlama araştırması önemli bir rol oynamalıdır.